GÜNCEL
Giriş Tarihi : 07-03-2021 17:24   Güncelleme : 07-03-2021 17:24

Metin Feyzioğlu İnsan Hakları Eylem Planını Değerlendirdi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı olan Metin Feyzioğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı ile ilgili açıklamalarda bulundu. İnsan Hakları Eylem Planını değerlendiren Metin Feyzioğlu, yeni anayasa ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. İlk 4 madde ile ilgili de açıklamalarda bulundu.

Metin Feyzioğlu İnsan Hakları Eylem Planını Değerlendirdi

Metin Feyzioğlu İnsan Hakları Eylem Planını Değerlendirdi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı olan Metin Feyzioğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı ile ilgili açıklamalarda bulundu. İnsan Hakları Eylem Planını değerlendiren Metin Feyzioğlu, yeni anayasa ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. İlk 4 madde ile ilgili de açıklamalarda bulundu.

Hem Avukatların Hem Vatandaşların Hayatını Kolaylaştıracak

Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Metin Feyzioğlu, hem vatandaşların hem de avukatların hayatını kolaylaştıracağını söyledi. Herkesin adil yargılanma hakkı olduğunun üstünde durdu. Metin Feyzioğlu insan hakları eylem planına göre şu değerlendirmelerde bulundu;

“Bir kere vatandaşın günü rahatlıyorsa avukatın da günü rahatlıyordur, avukatın üstündeki sıkıntı kalkıyorsa, aslında o sıkıntı vatandaş adına sırtlanılan bir sıkıntıdır. Dolayısıyla vatandaşın da günü kurtuluyor demektir. Örneğin insan hakkı içerisinde adil yargılama diyorsunuz… “Herkesin adil yargılanma hakkı vardır. Herkes vazgeçilmez ve devredilmez şekilde adil yargılanma hakkına sahiptir.” Çok güzel bir söz. Yıldızlara yazdık. Ama yetti mi derseniz, Ahmet amcanın hayatına dokunmadık.

Ahmet Bey bakıyor yıldızlara, benim böyle bir hakkım var diyor. Ahmet Beyin bir tarla davası var. Keşif gününü bekliyor. Altı ay sonraya keşif günü verilmiş. “Hay allah” diyor avukata, olmaz mı 1 ay sonraya… Zaten Ahmet Bey orada sıkıntılanmış. N’apalım demişiz biz de, 6 ay sonra keşfe çıkacağız sonra dosyanın önü açık. Bu arada keşif günü yaklaştıkça Ahmet amca heyecanlı. Avukat da keşif için otobüse binecek, sekiz saat yol gidecek. Gün gelmiş, Ahmet amca avukatı aramış, avukat yolda, herkes heyecanlı… Varmış avukat bey adliyeye keşfe gidecekler. Hay allah! Hiç hesapta yokken hakime hanım ya da hakim bey idari izin almış. Haydi… bitti gitti! Ahmet amca hala yıldızlara bakıyor, vazgeçilmez “adil yargılama hakkım var” diyor. Ama adil yargılama yapacak hakim kimseye haber vermeden idari izin almış. Sonra bir gün verilir keşif günü, bir altı ay daha sonraya… Ama artık Ahmet amca yıldızlardaki yazıya öfkelenerek bakıyor…

Birilerinin burun kıvırmasını anlıyorum. Yapmıyorlar bu işi, bu derdi yaşamıyorlar, yüreğinde bu acıyı hissetmiyor. “Böyle insan hakları eylem planı mı olur?” diyebilirler. Bu derdi yaşayan anlar. Ahmet amca anlar.

Şimdi ne olacak. Bir, hakimin mazereti varsa öncesinden avukata bildirilecek. İki, mazeret dolayısıyla o iş yapılamadığından mümkün olan en kısa sürede, en yakın boşlukta hemen gün verilecek. Üst sınır belirlenecek. Olması gereken bu.” Dedi.

Yeni Bir Anayasa Değil, Çok Kapsamlı Bir Değişiklik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İnsan Hakları Eylem Planını açıkladı ve açıklamasında “yeni ve sivil bir anayasa” ifadelerini kullanmıştı. Nasıl bir anayasa olduğu konusunda Metin Feyzioğlu açıklamalarda bulundu. Yeni bir anayasa ile ilgili şu şekilde değerlendirmelerde bulundu;

“Bir kere ben yeni anayasa tabirini kullanmıyorum. Bir hukukçu olarak tercih ettiğim terminoloji “çok kapsamlı anayasa değişikliği”. Yol böyle olmalı. Zaten sayın Cumhurbaşkanı, ilk dört maddeyi tartışmam diyor. O anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk dört maddesini yerinde bıraktığımıza göre, dört maddeden sonraki tüm maddeleri konuşabiliriz. Buna göre yeni bir anayasa değil, “çok kapsamlı bir anayasa değişikliğinden” bahsediyoruz.

Bu anayasa değişikliğinde, zaten yıllardır söylüyorum, HSK’nın yapısının değiştirilmesi lazım. Yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını en ufak bir tereddüt dahi olmadan sağlamanın ilk adımı HSK’nın yapısının değiştirilmesi. Hakimin özlük işlerinin, disiplin işlerinin, soruşturmalarının tamamen bağımsız ve asla etki altında kalmayacak bir yapı tarafından yürütülmesini sağlamamız lazım. Dolayısıyla HSK’nın içinden Adalet Bakanı’nın çıkması gerekir. HSK’nın oluşumunda büyük çoğunluğun, kurulun çoğunluk üyesinin, Yargıtay’ın ve Danıştay’ın genel kurullarında doğrudan doğruya seçilmesi gerekir. Burada vatandaşı savunan avukatın da HSK’nın içinde temsil edilmesini sağlayarak, güçler dengesini orada da yerleştirmek adına, TBB’nin de HSK’ya üye göndermesi gerektiğini, HSK’nın da ikiye ayrılarak, hakimler kurulu ve savcılar kurulunun ayrı ayrı kurulması gerektiğini düşünüyorum. Yargının kurucu unsurlarından savunmanın en üst temsilcisi olarak anayasaya ilişkin çok önemli gördüğümüz öneri budur. Kuvvetler ayrılığının çok ciddi şekilde güvence altına alınması benim temsil ettiğim kurumun önceliğidir.” Dedi.